Loading...

CEO ve Lider Networking Röportajları - Orkun Saruhanoğlu - DHL Supply Chain Türkiye ve Ortadoğu CEO.

CEO ve Lider Networking Röportajları - Orkun Saruhanoğlu - DHL Supply Chain Türkiye ve Ortadoğu CEO

Networking röportajlarında bu hafta 55 ülkede, 1400 depo ve 146.000’den fazla tedarik zinciri çalışanı ile 13.9 milyar Avro ciroya ulaşan DHL Supply Chain, Türkiye ve Ortadoğu CEO'su Orkun Saruhanoğlu'nu ağırladım.

Hangi sorulara deneyim dolu değerli yanıtlar bulacaksınız:

- Pandeminin iş dünyasını sınadığı başlıca yetkinlikler nedir? Networking'in etkisi ne zaman devreye giriyor?

- Sahaya yakın lider olmak neden fark yaratıyor ve çevikliği nasıl destekliyor?

- Mikro yönetim ne zaman değer yaratır?

- Networking'de kişisel alan ve sınırlar nasıl çizilir?

- Eski dostluk ve iş ilişkilerini korumak uzun vadede neden fark yaratıyor?

- Kariyer yolculuğunun başındaki genç profesyoneller nelere dikkat etmeliler? Nasıl uzun vadede çevreleriyle büyük bir değer oluşturabilirler?

 

Ertuğrul Belen: Networking'de yetkinlikler ve kişisel bağlar arasındaki denge sizce nasıl olması gerekiyor? 

Orkun Saruhanoğlu: Bu devirde, özellikle global bir ortamda yetkinliği olmayan bir kişinin sadece networking ile bir yere gelebilmesi mümkün değil. Yetkinlikler tam ve kişisel bağlarınız güçlü olduğunda, işte o zaman kredibiliteniz güvenle oluşur.

Ertuğrul Belen: Sizce pandemi en çok hangi yetkinlikleri sınadı?

Çeviklik, esneklik ve yılmazlık diyebilirim. 

Her türlü zorluğa, sıkıntıya ve kontrolünüz altında olmayan şartlara rağmen yola devam edebilme kabiliyetinin önemini gördük. Tabii ki bu hiçbir plan yapmadan da olmuyor.  Bizim şirkette terminolojik olarak BCP yani Business ContinuityPlan dediğimiz, aslında olağandışı gelişmelere karşılık iş sürekliliği ve olağanüstü hal planları etkili oldu.  

Bugün pandemi olabilir, yarın doğal bir afet... Bizim kontrolümüzde olmayan farklı büyük olaylarda dahi işinizi devam ettirme planlarınızın olması gerekiyor.

Ben 22 senedir DHL’de çalışıyorum. Alman firması olduğumuzdan dolayı bu planlar ülke, bölge ve global çapta 20 sene önce de vardı, hala var. Elbette, pandeminin veya bu tarz mücbir bir sebebin ne zaman geleceğini kimse bilmiyor. Ancak şirket kültürümüzde olası bir riske karşı ne yapılacağını ve ne gibi önlemler alınacağını tüm çalışanlarımız biliyor.  

Bu yüzden gururla söyleyebilirim ki pandemi sürecinde işimiz hiç durmadı. Çünkü insanlar gıda, ilaç ve temizlik gibi temel ürünlere ihtiyaç duydular. Yolların kapandığı, maskelerin takıldığı ve sokağa çıkma yasağının olduğu dönemde operasyonlarımıza aynı şekilde, hiçbir aksilik olmamış gibi devam ettik. 

Ertuğrul Belen: Liderin sahaya yakın olması ve ekibiyle kişisel bağlar oluşturması bu süreci nasıl destekliyor? 

Orkun Saruhanoğlu: Teşekkür ediyorum, çok güzel bir soru. Statü ve pozisyonların ötesine geçilen ve halk dilinde “insana dokunmak” diye bir tabir vardır. Bu kavramı önemsiyorum.

Güvenilir, iletişime açık ve erişilebilir bir lider olmak çok önemli. O zaman, sahanın gücünü otomatikman yanınıza alıyorsunuz. Ayrıca, güvene dayalı samimiyet, bu bağların sürekliliğini destekliyor.

Ertuğrul Belen: Siz bu konuda neler yapıyorsunuz?

Orkun Saruhanoğlu: DHL Supply Chain Türkiye'de 2000 civarında çalışanımız var. Sahada bizzat operasyon yapan en alt kademeden en üste kadar yaklaşık 1600 kişi var. 

Bugün özel bir plan ve hazırlık yapılmadan atlayıp sahadaki arkadaşlarımın yanına giderim. Hepsi beni tanır. Dertlerini anlatır, fikirlerini paylaşırlar. Otururuz kantinde sohbet ederiz. Varsa, ihtiyaçlarını konuşuruz. Ve bunlar spontane olabilir. 

Pandemi döneminde, özellikle yöneticiler olarak işlerimizi daha mikro yönetme ihtiyacını duyduk. Ekipte kronik hastalığı olanlar vardı. Riskli bölgelerde oturanlar vardı. Devletin önlem alabilmek için sık sık duyurduğu uygulamalar ve kısıtlamalar bulunuyordu. Bunların hepsini biraz daha mikro yöneterek ve sahadan gelen her bir geri bildirimi dikkate alarak dinamik bir şekilde yönettik.

Ertuğrul Belen: İş dünyası mikro yönetmeyi koşulsuz eleştirebiliyor. Oysa pandemide esneklikle yaptığınız "mikro yönetim", sahaya ve tüm ekibinize verdiğiniz değeri hissettirirken, onlardan aldığınız anlık geri bildirimler de sizi (yönetimi) çevikleştirmiş.  Harika! 

Orkun Saruhanoğlu: Şunu da belirtmek isterim ki DHL'de en önemli kriterlerden biri de çalışan memnuniyet anketidir. Her sene yapılır. Yurtdışı tarafında, globalde 500 bin civarında çalışanına aynı zamanda uygulanır. 

Benim inandığım bir üçgen vardır. Bir şirketin çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti ve ortakların memnuniyet seviyesi yüksekse, o şirket başarılı olur. Memnun olan çalışanlarımız daha iyi hizmet veriyorlar, daha gönülden bağlı oluyorlar. Daha iyi hizmet verdiğimiz zaman daha mutlu ve memnun müşteriler yaratıyoruz ve işimizi büyütüyoruz. Daha memnun müşteri, daha çok iş getiriyor. Daha çok iş geldiği zaman da otomatikman daha fazla operasyon, büyüme oluyor. Bu bir döngü!

Oradan aldığımız gücü ve yatırımı tekrardan personelimize yatırıyoruz. Böylece burada birbirine işleyen pozitif bir döngü oluşuyor. Bu bakış açısıyla, kurum içi bağlar da önemli bir network. 

Bu doğrultuda, networking'in 360 derece bir kavram olduğunu düşünüyorum. Liderin sahayla bağ kurması kadar, yeni işe girmiş bir çalışanın da lideriyle kurduğu bağ iç networkün güçlü bir ayağını oluşturuyor.

Ertuğrul Belen: Sahaya yakın bir liderin kişisel sınırlarını koruyabilmesi de önemli bir unsur, değil mi? 

Orkun Saruhanoğlu: Güzel bir nokta! Bu konudaki şahsi tecrübem; adalet çok önemli! Şirket prosedürlerini ve uygulamalarını kişilerden, statüden, ülkelerden ve sorumluluklardan bağımsız olarak adalet duygusunu doğru şekilde uygulayıp yerleştirebilirseniz, şikayetler ve talepler de otomatikman azalıyor. Ancak tam tersi olduğu durumda, yani eğer kişi bazlı uygulamalar yapılırsa, herkes talepkar olmaya ve kendine özel haklar görmeye başlıyor. 

Ertuğrul Belen: İşiniz itibarıyla farklı sektörlerle temas halindesiniz. 20 yıl üzerindeki deneyiminizde birçok tanışıklıklar ve dostluklarınız oldu. İTÜ'de okuduğunuz dönemdeki arkadaşlarınız, YASED ve TÜSİAD gibi STK'ların da dahil olduğu kişisel ve kurumsal bir networkünüz var. Bu büyük networkü nasıl yönetiyorsunuz? 

Orkun Saruhanoğlu: Öncelikle, networking'i görev gibi görmemek lazım. Görev gibi görürsek doğal bir ilişki olmuyor. Mesafeli bir işe dönüşüyor. 

10 yaşında ailemden ayrıldım ve evlenene kadar kendim yaşadım. 10 yaşından itibaren İstanbul'da yatılı bir okulda okudum. Özellikle yatılı okuldan gelmenin ve üniversitede tek yaşamış olmanın çok ciddi anlamda kendimi geliştirme konusunda bana verdiği bazı güzel meziyetler ve özellikler oldu. 

36 sene önceki şartları düşünün. Ailem Sakarya'da oturuyordu. Sakarya'ya 6 saatte gidiyordum. Vapurla Haydarpaşa'ya geçiyordum. Haydarpaşa'dan 4 saatte eve gidiyordum. Kaldı ki o zaman cep telefonu yoktu. Ankesörlü telefonlar vardı. İçinde bulunduğum bu ortam, ilişki yönetiminin önemini bana genç yaşta öğretti. Ondan sonra da böyle devam etti. 

Ertuğrul Belen: Eski bağları korumayı önemsiyorsunuz. 

Orkun Saruhanoğlu: Siz de Galatasaray Lisesi mezunusunuz. Ben de Işık Lisesi mezunuyum. Bizde de sizin gibi abilikler ve kardeşlikler vardı. Ortak amaçlarla iş birliği yapma isteği vardı. Farklı hocalarla iletişim vardı. Bu kültürle yetiştiğimiz için bunun çok faydasını görüyorum. 

Oradaki arkadaşlarımın çoğu şimdi çok büyük firmaların CEO'ları oldu. O dönemde sıfır ego, sıfır çıkarla kurduğumuz ilişkiler zaten doğal olarak gelişti. Herhangi bir çıkar ilişkisi olmadı. İTÜ’de birbirine yakın ve anlayışlı bir kültürde yetişmiş kişilerin olması yine bugün için çok büyük bir değer oluşturdu. 

DHL olarak YASED ve TÜSİAD üyesiyiz. Bunlar da, Türkiye'deki gerek yabancı gerek yerli firmalardaki üst düzey yöneticilerle kurduğumuz ilişkileri destekliyor ve değerli networking imkanları sağlıyor. Bu ilişkiler zamanla, ortaklık, müşteri ve tedarikçi gibi iş ilişkisine de doğallıkla dönüşebiliyor. 

Ertuğrul Belen: Şirketlerin eski çalışanlarıyla dahi ilişkilerini sürdürmesi önemli bir kavram oldu. Hatta "Alumni" yani mezunlar olarak da isimlendiriliyorlar. Siz?

Orkun Saruhanoğlu: 22 senelik DHL kariyerimde şirkete çok önemli katkı sağlamış ama sonra kişisel sebeplerle ayrılmış arkadaşlarımla halen görüşüyoruz. Bahsettiğiniz gibi bizim de benzer bir platformumuz var: DHL Alumni. 

Farklı sektörlerde ve görevlerde olan arkadaşlarımızla dönemsel bir araya geliyoruz. Birlikte yemekler yiyoruz. Farklı farklı konularda sohbet etme imkanımız oluyor. 

Bazen arkadaşlarımızın işleriyle ilgili zorlukları oluyor, onları paylaşıyorlar. Başka bir işte çalışma imkanı olur mu veya tanıdığımız, referans gösterebileceğimiz kişiler var mı diye araştırıyoruz. İşte, network budur! Herkesin faydalanabilmesi değerlidir.

Ertuğrul Belen: Yeni normal ve networking dahil her konuda dijitalleşme çok konuşuluyor. Sizdeki gelişmeler nasıl?

Orkun Saruhanoğlu: Pandemiden önce de dijitalleşme çok önemliydi. İnovasyon ve dijitalleşmeyi yakalayamayan firmalar zaten kısa ve orta vadede maalesef yok olacaklar. Çünkü artık hepimiz görüyoruz: Tarlada tarımla uğraşan birisi de işini dijital ortama taşımaya başladı. 

Pandeminin gelmesiyle, 3 senelik dijitalleşme planları 3 aya sığdırıldı. Zorla da olsa birçok firma dijitalleşmeye ve işlerini uzaktan yönetmeye başladı. Hızlı öğrendiler ve uygulamaya geçtiler. 

Bizdeyse belli bir oranda pandemi öncesi süreçlerimizi dijitalleştirmiştik. Video konferanslar yapıyorduk. Altyapımız hazırdı. 

Ertuğrul Belen: Hatta, VR gözlükleri ile depolarınızda uzaktan sayım yapmanın dahi gündeminizde olduğunu biliyorum. 

Orkun Saruhanoğlu: Doğru! Bahsettiğiniz prototip ürünümüz buradaki Ar-Ge mühendislerimizin birkaç tedarikçiyle beraber yapıp örnek olduğu, patent aldığı, aslında yurt dışına da ihraç ettiğimiz bir ürün oldu. İş sağlığı güvenliği konularında da faydalı oldu. Daha önce 3 günde yaptığımız şeyi, çalışanlarımız hiçbir riske girmeden yarım günde yapmaya başladı. 

Tüm bu gelişmeler olurken, şu düşünceyi yakınımda tutmak istiyorum: insanlarla yüz yüze gelip konuşmayı seviyorum. Pandemi sürecinin geçici olacağını düşünüyorum. İnsanlar sosyalleşmeye ihtiyacı olan varlıklar. Tekrardan eski günlerimize döneceğimizi düşünüyorum. Bu dönemi elektronik altyapılarımızı ve dijital ortamlarımızı geliştirerek geçireceğiz. 

Ertuğrul Belen: Çok uluslu bir şirketsiniz. Üstelik siz, sadece Türkiye değil, başka ülkelerden de sorumlusunuz. Kültürel bir kıyaslama ile öne çıkan networking özelliğimizi paylaşır mısınız? 

Orkun Saruhanoğlu: Mesela Almanya'da daha yapısal ve süreç odaklı bir iş yapış şekli var. Ancak dünyada nereye gitseniz, networking önemli! Bir işe başlamak için belli bir oranda ilişki ve güven esasının kurulmuş olması gerekiyor. 

Bizim kültürümüzde bu ihtiyaç neredeyse bir olmazsa olmaz! Pragmatik bir kültürümüz var. Pragmatik kültürde insanlar karşısındakine güvenmek istiyor. Yani işleri halletmek için sadece kontratlar ve prosedürler yetmiyor. İlişkiler de kritik önem taşıyor.  

Düşünsenize, mükemmel bir ürün çıkarmış olabilirsiniz. Süper bir pazarlama altyapınız olabilir. Ama o ürünü doğru zamanda doğru müşteriye götüremezseniz, pazarı kazanamaz, satış yapamazsınız. Doğru hizmet ile doğru ürün birleşmedikçe maalesef başarılı olamıyorsunuz. Tam da bu noktada, iletişim, bağ kurmak ve networking önemli bir hale geliyor. 

Ertuğrul Belen: Genç profesyonellerle networking ve diğer kariyer tavsiyelerinizi  paylaşabilir misiniz?

Orkun Saruhanoğlu: Hem kurumsal hayatta, hem de ticaret ortamında networking'in gücünü hiçbir zaman es geçmesinler. Networking önemli. Yeni mezun olan, hatta okuyan tüm gençlere naçizane tavsiyem, gençlik çağlarından itibaren güvenilir ve sağlam ilişkiler kurmaları olacaktır. 

Tecrübelerime dayanarak söylüyorum, gençlik çağlarında kurulan ilişkiler, çok kalıcı ve sağlam temelli oluyor. Egolardan ve kişisel menfaatlerden arındırılmış ilişkiler oldukları için genellikle hep kalıcı oluyor. 

Bunun yanı sıra, akademik, staj, proje ve diğer iş deneyimleri genç arkadaşlarımıza güzel kapılar açacaktır. Fakat açılan kapılardan da çıkacak fırsatları yakalamaları, haberdar olmaları ve oradan yeni iş birlikleri oluşturmaları gerekiyor. Güvenilir, kredibilitesi yüksek ve danışılan bir kişi olabilmeleri için iletişim ve ilişki ağlarına daima yatırım yapmaları ve o kanalları beslemelerini öneriyorum. Sözlü ve yazılı iletişimde daima yapıcı, ilham verici, güçlü ve net ifadeleri sayesinde güvenilir bir etki yaratacaklardır. 

Son olarak, LinkedIn özellikle 5-6 senedir çok etkili bir networking aracı oldu. Firmaların profesyonel olarak kullandığını, her seviyede profesyonelin hatta CEO’ların ve üst düzey yöneticilerin düzenli paylaşımlar yaptığını görüyorum. Ben de çok faydalanıyorum. Dijitalde networking'in gittikçe daha büyük bir önem kazanacağını gözlemliyorum. Burada bir tek hassas olmaları gereken nokta, kişisel tarz ve duruş ile şirketin uyum içinde olması gerektiğidir. İşte o zaman bu kanal 360 derece değer yaratabiliyor.

 

Orkun Saruhanoğlu Hakkında:

DHL Supply Chain Türkiye ve Ortadoğu CEO'su Orkun Saruhanoğlu DHL bünyesinde 22 yıl boyunca hem yurtiçi hem yurtdışı Operasyon, İş Geliştirme ve Müşteri Yönetimi departmanları da dahil olmak üzere birçok farklı birimde önemli görevler üstlenmiştir. 

1996 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünde Lisans eğitimini tamamlayan Saruhanoğlu, 2005 yılında Exel Young Leaders Programı dâhilinde National University of Singapore’da hızlandırılmış MBA eğitimini tamamladı.