Loading...

CEO ve Lider Networking Röportajları - Murat Kansu - Stratejik Danışman - Microsoft Türkiye Eski Genel Müdürü.

CEO ve Lider Networking Röportajları - Murat Kansu - Stratejik Danışman - Microsoft Türkiye Eski Genel Müdürü

Bilişim teknolojileri sektöründe önce NCR ve HP, sonra da 17 yıllık Microsoft deneyiminin son 5 yılında Türkiye Genel Müdürü görevi de bulunan Murat Kansu ile networking röportajında hangi sorulara değerli yanıtlar bulacaksınız:

Şirket kültüründe networking nasıl temel bir değer olur?

Yetkinlikler tam olduğunda, networking nasıl etkili bir kariyer aracı olur?

Yardım almak, neden vermek kadar önemlidir?

Gönüllü projelerin kişisel networke ve gelişime etkisi nedir?

Çevreye değer katarak iş birliği ile yükselmeyi, gerçek deneyimlerle yazılmış hangi kitaptan okuyabilirsiniz?

Networking'de doğallığı ne bozuyor?

Startuplar ve profesyonellerin networking vizyonu nasıl olmalıdır?

 

Ertuğrul Belen: Networking’in hayatınızdaki yeri nedir?

Murat Kansu: Networking’in kariyerimdeki önemi büyüktür. Çok faydasını gördüm. Son çalıştığım Microsoft kültürünün temel taşlarından birisi networking idi. Öyle ki, network kurma ve geliştirme aktiviteleri performans değerlendirme kriterleri arasında yer alırdı.

Ertuğrul Belen: Çalıştığım BIST 100 şirketlerinde, networking'i performans değerlendirmeye dahil edenlerin sayısı %10'u geçmiyor. Lütfen bu kapsamda neler yapıldığını paylaşır mınız?

Murat Kansu: Üç ayda bir yaptığımız performans değerlendirme toplantılarında "Sen kime ne yardımda bulundun, nasıl destek verdin, sen kimden ne yardım aldın?" sorularına cevap isteniyordu. İyi niyeti ve vermeyi destekleyen bu yaklaşım, uzun vadede hem şirket içi networking'i arttıran hem de şirket dışı networking'i destekleyen yolları açıyordu.

Ayrıca, şirket "Gelişme Planı"nda da yer alan networking konusunda, her yöneticiden koç olarak astlarını yönlendirmesi bekleniyordu.

Ertuğrul Belen: Networking kavramı kariyerinizin hangi aşamasında öne çıktı?

Murat Kansu: Kariyer yolculuğumun erken safhalarından itibaren networking'in çok yararını gördüm.

Kariyerimin ilk yedi yılı NCR'da geçti. Oraya giriş şeklim de ilişki ağlarının önemine güzel bir örnek olmuştur: Tam İTÜ’den bilgisayar mühendisi olarak mezun olacağım sırada, NCR’ın yeni mezunlara yönelik satış ağırlıklı bir kariyer hazırlığı programı "Eagle" (Kartal) vardı. O ana kadar hayalim, bilgisayar mühendisi olarak program yazmak, teknik işler yapmak veya teknolojik elektronik ürünler üreten bir tesise girebilmekti.

Okuldan bir arkadaşımın ablası NCR’da çalıştığı için bu fırsatı erken öğrenebildim. Onun tarafından yönlendirilerek doğru kişilere zamanında ulaşabildiğim için işe kabul edildim. Buradaki satış eğitimi ve deneyimi tüm kariyerime yepyeni bir yön verdi. Benzer bir şekilde, daha önce NCR’da birlikte çalıştığım ve sonradan HP’ye geçiş yapan bir abimin – İbrahim Çanakçı'nın kulakları çınlasın! – 1996 yılında "Bizimle çalışır mısın?" teklifi ve referansı ile HP kariyerim başladı.

Ertuğrul Belen: Yetkinliklerinizi geliştirirken kurduğunuz bağların Microsoft'a geçişinizde de etkisi oldu mu?

Murat Kansu:  Evet. HP'de sekizinci yılımdayken yine ilişkilerin öneminin ön plana çıktığı bir gelişme oldu. Önceden tanışmış olduğum, Microsoft’u Türkiye’de ilk kuran Genel Müdür Emre Berkin, şirket bölge merkezini Dubai’den İstanbul’a taşıma aşamasında ekiplerine katılmamı önerdi. Böylece 32 yıllık bilişim teknolojisi kariyerimin üçüncü ve en uzun soluklu aşaması başlamış oldu.

Kimilerinin bu geçişleri torpil zannıyla yanlış bir nitelemede bulunabileceğini düşünerek, her üç şirkete başlamamda da, kurmuş olduğum ilişki ağının zamanında ve doğru bilgi edinme olanağını bana kazandırmasının en önemli etken olduğunu özellikle paylaşmak istiyorum.

Ertuğrul Belen: Önemli bir noktaya temas ettiniz. Popüler kültürde, networking ve torpil arasındaki fark doğru tanımlanamıyor. Hatta “Neyi bildiğin değil, kimi tanıdığın önemlidir.” gibi eksik cümlelerin maalesef yetkinlik, deneyim ve çok çalışmayı adeta önemsizleştirdiğini düşünüyorum.  

Örneğin, arkadaşınızın NCR’da çalışan ablası sizin çalışkanlığınızı ve karakterinizi bilmese ve size güven duymasa çalışmakta olduğu kuruluşa sizi yönlendirebilir miydi? Yani asıl çevrenizin sizi nasıl tanıdığı çok değerli, değil mi?

Murat Kansu: Networkünüzdeki kişilerin sizin yeteneklerinizi ve iyi olduğunuz tarafları bilmesi elbette çok önemli. Mesela, size de sık sık oluyordur. Bir CV geliyor. Aracılık edeni tanıyorsunuz ama CV sahibini tanımıyorsunuz. Nasıl gönül rahatlığı ile referans vereceksiniz? Görüntüde çok parlak olabilir. Çok iyi okulları başarılı derecelerle bitirmiş olabilir. Ancak tanımadığınız sürece büyük sorumluluk alırsınız. Birlikte çalışarak yetkinlik ve yeteneğini anlamadan nasıl içten bir görüş belirtebilirsiniz? Oysa aynı kişi networkünüzde olsa ve hakkında belirli bir bilginiz olsa, referans olarak verebileceğiniz bir somut olumlu görüş dahi adayın önünü açabilecektir.

Ertuğrul Belen: Şöyle özetleyebilir miyiz? Yetkinlik bir işe kabulün olmazsa olmazıdır. Ancak, mesela bir şirketteki açık bir pozisyon için değerlendirilecek adayların yetkinliklerinin birbirine çok yakın olduğunu varsayalım. Bu durumda, karar alıcılar ve hatta etkileyicilerle geliştirdikleri iyi niyet esaslı ilişkilerin seçim aşamasında kaldıraç etkisi olacaktır. Yani seçim aşamasında yetkinlikler benzer ve yakın olduğunda, ilişkiler öne çıkar.

Murat Kansu: Evet, aynen öyle!

Ertuğrul Belen:  Çok geniş bir sosyal ve profesyonel networke sahipsiniz. Yüksek bir tempoda çalışırken bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?

Murat Kansu: Öncelikle networking'in sosyal bir ihtiyaç olduğu bilinciyle canlı tutmayı önemsiyorum. NCR'ın ve çalışmış olduğum diğer şirketlerin hem eski çalışanlar sosyal iletişim gruplarında yer alırım, hem de yemeklerine olabildiğince katılırım.

Mesela NCR çok uzun yıllardır Türkiye’de olan bir şirket. 1975'de orada çalışmış ve halen görüştüğümüz abilerimiz bile var. Bazen ben onlara faydalı olurum, bazen de o sohbetlerden ben önemli yararlar sağlarım.

İTÜ'den arkadaşlarımla WhatsApp grupları vasıtası ile temastayım. Çocuklarımızın olası kariyer ihtiyaçlarını ve yardım gereksinimlerini dahi paylaşarak birçok yararlı destekleşmeler oluşturabiliyoruz.

Aslında İTÜ Mezunlar Derneği yönetim kurulunda da bir süre yer aldım. Ancak faydalı olabilmek için gerekli zamanı ayıramadığımı gördüğümde ayrıldım. Aslında hepsi önemli ve zevkle yapmaya çalışıyorum. Daha fazla zamanım olsa elbette daha çok ilgilenirim.

Ertuğrul Belen: Bir paylaşımınızda okumuştum. Uzun yıllar üst düzey yöneticilik yaptığınız Microsoft'da şirket dışındaki 350.000 üzerinde kişiye ücretsiz eğitimler, mentorluk ve kadın liderlerin yetiştirilmesi konularında gönüllü çalışmalar yapılmış. Siz de bu konuyu Türkiye'de çok önemsemişsiniz.

Murat Kansu: Evet önemsedim. Aslında, "vermek" şirketin kültüründe yer alan temel bir olguydu. Özellikle son göreve gelen CEO, bu konuyu daha da ileri taşıdı. “Bu şirkette çalışma amacınız nedir?” sorusu ile çalışanları para kazanmanın yanı sıra başka farkındalıklara yönlendirdi. Elbette para kazanmak saygı duyulacak bir amaç. İnsanlar ihtiyaçlarını karşılamak için çaba sarf ediyor. Bununla birlikte, çalışanlarını içinde bulunduğu topluma ne verebileceğini düşünmeye de yönlendiriyor.

Bu amaçlar, toplumun ve bireylerin gelişmesi için ne katkıda bulunabiliriz sorusuna cevap olabilmelidir. Performans Değerlendirme sisteminde de bu amaçlara, hedeflere yönelik sorular ve cevaplar vardır.

Bunun sosyal sorumluluk çalışmaları ile karıştırılmaması gerekiyor. Zira bu kapsamda çeşitli bağışlar ve destek çalışmaları zaten yapılıyor.

Son dönemde bir hayli etkili olan “Growth Mindset” kitabını* ve çalışmasını duymuşsunuzdur. Dr. Carol Dweck'in bu eseri ve yöntemi bizim için bir pusula gibidir. Temelindeki yaklaşım, bir organizasyondaki çalışanlar şirket içinde ve dışında çevrelerine ne kadar katkı sağlayabilirse, şirketin potansiyelinin de o kadar artacağıdır. Bazen, kitabın adındaki "growth" yani büyüme kelimesi yanlış yorumlanabiliyor. Bu kesinlikle işin büyümesine değil zihinsel büyümeye, düşünce şeklinin gelişmesine ve değişimine yönelik bir tanımdır.

Networking'de yardım alabilmek, vermek kadar önemlidir.

İş dünyası ve sosyal çevreden rahatlıkla yardım alabilmek büyük bir değerdir. Bu yaklaşım, sürekli ve birlikte öğrenmeyi de arttırır. Elbette, sadece sonuç amaçlı bir destekleşmeden bahsetmiyorum.

Ertuğrul Belen: Sizce networking denemeleri nerede duvara çarpıyor ve doğallık sorgulanıyor?

Murat Kansu: Zorla networking olmaz. Sırf networking yapılacak diye toplantı düzenlerseniz, kuru kuru olur ve hiçbir işe yaramaz. Yapmacık çabalar hızla belli olur.

Bu tür zorlamaların faydası olmaz. Önce zihinde, networking kavramına anlam yükleyebilmek ve  inanmak gerekir. Ekipler, yeni şeyler öğrenme yönünde heyecanlandırılmalıdır. Bu yaklaşım, doğal olarak kurum içinde networking'i gündeme getirecek ve başkaları ile ilişkileri arttıracaktır.

Ertuğrul Belen: "Yeni Normal" sizce networking kavramını nasıl etkileyecek?

Murat Kansu: Bu konuda grubumuzun CEO’sunun birkaç gün önce New York Times’da bir beyanı oldu. Dün de Accenture’un CEO’sunun TIME dergisinde** bir yazısını okudum. Birbirine paralel görüşleri vardı. Ben de büyük oranda öyle düşünüyorum.

Yeni normal için genel algı, şu an sizinle benim yapmakta olduğumuz gibi, bir ofis ihtiyacı ve ortamı olmadan, bir araya gelip, hatta birbirimizi görmeden de dijital ortamda işleri ve ilişkilerin sürdürülebileceği yönünde gelişiyor.

Bu tür ilişkide toplantılar zamanında başlıyor. Zamanında bitiyor. Evet, bu ilk bakışta olumlu bir dönüşüm izlenimi veriyor. Ama insan ilişkilerinde çok belirleyici etkileri olan vücut dilini, karşılıklı göz temasını, sezginin gücünü kullanabilmeyi olanaksız kılıyor. Bu önemli özelliklerin, ebediyen devreden çıkması iş sağlığı için de, kişilerin ruh sağlığı için de yanlış olacaktır.

Yeni normal ile birlikte dijital iletişimde kalıcı bir artış olacaktır. Ancak her şeyin buna döndürülmesi, abartılı bir hale dönüşmesi ve gereğini aşması sıkıntılı sonuçlar doğurabilecektir. Verimliliğin sağlanabilmesi, çalışanların sinerjisinin sağlanması ve birbirlerini görerek motive olmaları olanakları ortadan kaldırılmış olacaktır. Video konferans ile 5 – 10 kişinin görüşmesinden sinerji doğması beklenemez.

Accenture CEO’su Julie Sweet de tasarruf amacıyla ivedi ofis satmanın hüsranla sonuçlanması olasılığının çok yüksek olduğunu ifade etti. Ofislerin kalıcı kapatılmasının yanlış olacağını söyledi.** Benim için de böyle!

Ertuğrul Belen: Microsoft, LinkedIn profesyonel networkünü 2016 yılında 26.2 milyar dolara satın aldığında oradaydınız. Ayrıca aktif bir LinkedIn kullanıcısısınız. LinkedIn ile networking ile ilgili gözlemlerinizi rica edebilir miyim?

Murat Kansu: LinkedIn dünyanın en büyük profesyonel networkü. Zaten Microsoft’un LinkedIn'i alım kararının nedeni de buydu. Dünyanın en çok kullanıcısı olan yazılım ve ofis ürün networkü ile dünyanın en büyük profesyonel networkünü birleştirmek için amaçlanmıştı.

Kişisel olarak da çok yararlanıyorum. Paylaşımlardan yeni şeyler öğrenebiliyorum, ilişkilerimi yönetebiliyorum ve istediklerime ulaşabiliyorum. Profesyonel olarak da etkin destekleşmeler olabiliyor.

Birçok şirket halen tam yararlanamıyor. Ancak LinkedIn, networking'in yanı sıra etkili bir satış aracıdır. "Sales Navigator" hem satış organizasyonu ve ziyaret planlamasında, hem de iş geliştirme çalışmalarında önemli katkılar sağlayabilir.

Ertuğrul Belen: Geleceği networking ile tasarlıyor musunuz? Şununla tanışmalıyım, bu hafta şu temaslarımı aramalı ve güncellemeliyim gibi sistematik bir yaklaşımınız var mı?

Murat Kansu: Evet, oluyor. Özellikle son dönemde, "sabbatical"da (kariyer molasında) olduğum için bu sorduğunuz konulara daha fazla zaman ayırabiliyorum. Microsoft’da genel müdürlüğü tamamladım. Şu dönemde bir arkadaşım vekaleten yürütüyor. Bundan sonrasını düşünme ve planlama safhasındayım. Microsoft bünyesinde global işler olabilir ya da Microsoft dışında yeni bir görev olabilir.

Topluma geri verebileceğim şeyler de olduğu düşüncesindeyim. Bunun içinde yeni tanışıklıklar ve networking'in gerekliliği ortada! Örneğin üniversiteler, rektörler, bölüm başkanları gibi mevcut ilişkileri canlandırırken, bu alanda yeni bir network geliştirmeyi de düşünüyorum.

Birçok STK'nın yönetimlerinde ya da gerek duyulan görevlerinde yer alıyorum. Bu deneyimi başka STK'lara genişletebilmeyi hedefliyorum. Diğer yandan olası profesyonel yönetim kurulu üyelikleri için hangi yeteneklerimi geliştirmem gerektiği konusunda da bir araştırma içerisindeyim.

Ertuğrul Belen: Networkünüzdeki ilişkileri sürdürebilmek için neler yapıyorsunuz?

Murat Kansu: Genellikle, tanışıklığım olan kişilerle görüşmelerim sırasında not alma ve kayıt tutma konusunda epey başarılıyım. Bilgi ve detay atlamamaya özen gösteririm.

Mümkün olan her yeni ortama girmeyi çok seviyorum. Salgına bağlı karantina günlerini bile ilişkileri inşa etmek için değerlendirdiğimi söyleyebilirim. Oturduğum sitede ismen bildiğim ama tanışma fırsatı bulamadığım insanlar vardı. Haberleşerek sitenin görüşmeye uygun, ortak alanlarında bir araya gelmeye başladık ve güzel bağlar kurduk. Her fırsatı değerlendirmek lazım.

Ertuğrul Belen: Gerek önemli fikirleri olan fakat nasıl ve nereden başlayacağını tam bilmeyen yetenekli gençlere, gerekse profesyonel hayatta olup kariyer çizgisini geliştirmek isteyenlere deneyim ve gözlemlerinizi paylaşabilir misiniz?

Murat Kansu: Birinci durumda bir startup'dan bahsediyoruz. Bu yolu seçen insanlar genellikle risk alan ve bundan çekinmeyen kişilerdir. Aslında herkese tavsiye ederim. Risk almak iyi bir şey. Tavsiyem, ilk başarısızlıkta hemen vazgeçmek yerine karşılaşılan engelin nedenini bulmaları, bundan bir ders çıkarmaları ve aynı hatayı bir kez daha yapmamak üzere, öğrenerek, yollarına devam etmeleridir.

Startup'ların sıklıkla düştükleri bir diğer hata da, bir iki başarı adımını takiben hemen "iyi bir fiyata satabilir miyiz" arayışına girmeleridir. Halbuki asıl değerli olan fikrin ve ürünün müşterinin işini tam olarak görebilmesi için zaman ve emek harcamaktır. Amaç markaya biraz değer kazandırıp, hemen satmak değildir. Zira bu acelecilik, odağın kaymasına neden olur. Fikir ve ürün istikrarlı bir şekilde geliştirilirse, takip eden yıllarda zaten talipleri olacaktır. Yemeksepeti buna güzel ve başarılı bir örnektir.

Ertuğrul Belen: Ya genç profesyoneller?

Murat Kansu: Unvan peşinde koşarak öğrenme odaklılıktan kopmasınlar. Her aşamada, sadece bir hedefe aşırı kitlenmesinler. Zira beklentilerden sapmalar, hayal kırıklıkları yaratır. Bu da kişiyi görevinden de, çalıştığı kuruluştan da soğutabilir.

Profesyonel kariyer yolculuğu için bir diğer önerim, telaş içinde davranılmamasıdır. Adım adım yeni yetenekler kazanmaktan, becerilerini geliştirmekten ve sürekli öğrenmekten vazgeçilmemelidir. "Bu iş kötü! Yeterince havalı değil!" derlerse birçok fırsatı kaçırabilirler.

Pozisyon değişimlerinde yatay geçişlerden korkulmamalıdır. Kendi kariyerimde de bu deneyimi birkaç kez yaşadım. Hatta Hewlett Packard’dan Microsoft’a geçişim sırasında küçük bir geri adım attığım dahi söylenebilir. HP’de dünya genelinde sorumluluk ve yetkiler içeren bir pozisyonum vardı. Buna rağmen o dönemde şirket satın almalarının yarattığı aşırı seyahat yoğun bir çalışma ortamı, beni Microsoft önerisine sıcak bakmaya yönlendirdi. Daha az yetkilere rağmen kariyerim için doğru adım olduğuna inandım ve geçişte tereddüt etmedim.

Microsoft bünyesinde de birkaç kez yatay geçişlerim oldu. Bu görevlerim arasında "Özel Kalem Müdürlüğü" olarak ifade edilebilecek "Chief of Staff" görevim bana çok önemli deneyimler kazandırmıştır.

Kulağa bir sekretarya görevi gibi gelse de, bölgenin tüm genel müdürlerinden beklenen performansların takibi, ölçülmesi ve raporlanması çalışmaları bana çok şey öğretti. Ufkumu genişletti. Bunu takiben yatay geçişle Orta Doğu’da bazı ülkelerin satış yönetiminden sorumlu bir göreve atandım. Atanır atanmaz “Arap Baharı” patladı!

Ancak, iyi yönden bakarsanız tam da bu nedenle kriz yönetimini öğrendim. Hiçbir görevim sırasında "Bir üst göreve bir an önce nasıl geçebilirim" diye düşünmedim. Bir dönem de cihazların satış kanalları yönetiminde çalıştım. Hiç bilmediğim bir konuyu iyi öğrenme şansım oldu.

Ertuğrul Belen: Yani yükselirken, aklınızdan hiç “adım adım CEO'luğa koşuyorum” düşüncesi geçmedi.

Murat Kansu: Hayır. Geçmedi. Her görevimi severek, keyif alarak yaptım. Ve sonunda bana “artık sen çok şey öğrendin, şimdi kaptanlık zamanı” dediler. CEO’luğa atandım. İşte bu nedenle yatay geçişler asla gençlerin moralini bozmasın. Bir profesyonel, değişik birimlerde çalışarak çok şey öğreniyor ve yarınlara daha güçlü hazırlanıyor.

* Dr. Carol S. Dweck'in Growth Mindset kitabının Türkçesi "Aklını En Doğru Şekilde Kullan" ismiyle Yakamoz yayınevi tarafından yayınlandı.

** İşte Julie Sweet'in o röportajı! https://time.com/5844937/accenture-ceo-julie-sweet/

 

Murat Kansu Hakkında:

Bilişim teknolojileri alanında 32 yıllık ulusal ve bölgesel deneyime sahip olan Murat Kansu, 2003 yılında Microsoft Ortadoğu ve Afrika yönetim ekibine Sunucu Yazılımlarından Sorumlu Birim Yöneticisi olarak katıldı. Microsoft servis ve ürünlerinin pazarlanmasından sorumlu olduğu bu görevinde gelirlerin 3 kat artmasında rol oynadı.

2007-2010 yıllarında Microsoft Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’nde Operasyonlardan Sorumlu Direktör olarak görev yapan Kansu, 2010-2012 yıllarında Microsoft’un Ortadoğu ve Afrika Kurumsal Müşterilerden Sorumlu Direktör olarak çalıştı. Kansu, son 3 yıldır Microsoft Ortadoğu ve Afrika Cihaz Üreticileri ve İş Ortakları’ndan Sorumlu Genel Müdür olarak görev yapıyordu.

80 ülkeden sorumlu olduğu bu dönemde, Microsoft yazılımlarının uluslararası ve yerel sunucu ve cihaz üreticileri pazarında yaygınlaşmasını sağladı. 1 Eylül 2015 itibarıyla Microsoft Türkiye’nin Genel Müdürü olan Murat Kansu, Nisan 2020'de ailesi ve sevdikleriyle daha fazla zaman geçirmek için kariyerine dinlenme molası vermiştir.